RÖNESANS                                                                                      

XV. ve XVI. Yüzyıllarda önce İtalya’da başlayıp Avrupa’ya yayılan edebiyat, güzel sanatlar ve bilim alanındaki gelişmeler, yenilikler ve anlayışlara “yeniden doğuş” anlamında Rönesans denir.

           

NOT: Rönesans’la sadece edebiyat, güzel sanatlar ve bilim alanında değil siyasi ve sosyal alanda da değişmeler oldu.

 

Rönesans’ın  Nedenleri

*      Ortaçağ'ın sonlarına doğru küıtür ve sanat alanında belirli bir birikimin oluşması.

 

*      Coğrafi keşiflerle zenginleşen halkın, ilme ve sanata yönelmesi.
    

*      İlkçağ Hellen ve Roma dönemine ait birçok eserin incelenerek tekrar üniversitelerde okutulmaya başlanması.

 

*      Matbaanın geniş kullanım alanına girmesiyle yeni buluş ve düşüncelerin yayılması.

 

*      Avrupa'da kültür ve sanat faaliyetlerini destekleyen, bilim adamları ve sanatkârları himaye eden varlıklı kişilerin (mesenlerin) ortaya çıkması.

 

*      Coğrafi Keşiflerden sonra zenginleşen Avrupa'da, sanattan ve edebiyattan zevk alan bir sınıfın ortaya çıkması.

 

*      Antikçağ (Eskiçağ) eserlerinin incelenmesi.

 

*      İstanbul'un fethinden sonra Bizanslı bazı bilginlerin İtalya'ya göç ederek eski Yunanca'yı öğretmeleri ve eski eserleri tanıtmaları.

 

*      Avrupa'nın İspanya'da Endülüs Emevi Devleti ve Sicilya aracılığı ile İslam Medeniyeti'ni tanıması.

 

*      Ortaçağ’dan itibaren bozulmaya başlayan Katolik Kilisesi’nin Yeniçağ’da asli görevlerinden uzaklaşmış olması.

 

İtalya’da Rönesans, VXI. Yüzyılın sonlarında Hümanizma ile başlamıştır.Hümanizma, Eski Yunan ve Latin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan ve Orta Çağ’ın skolastik düşüncesine karşı Avrupa’da doğup gelişen felsefe, bilim ve sanat görüşü, insanlık sevgisini en yüce amaç ve olgunluk sayan doktrindir.

 

İtalya’da Rönesans ilk olarak edebiyat alanında başlamış ve XV.yüzyılın ortalarına doğru her türlü fikri faaliyeti kapsamıştır.

 

Rönesans’ın İtalya’da Başlama Nedenleri

*      Haçlı Seferleri sonunda Akdeniz ticaretinin canlanmasına paralel olarak, İtalya'da bir çok liman kentinin zenginleşmesi,

andıran devletlerin bulunması, bu devletlerde diğer Avrupa ülkelerine göre daha se

*      Siyasi birlikten yoksun olan İtalya'da cumhuriyetleri rbest bir düşünce ortamının bulunması,

 

*      İtalya'nın dini merkez olması Papalığı ve Vatikan Kilisesini ziyarete gelenlerin bol miktarda bağış yapmaları, ekonomik refahın yükselmesinde etkili olmuştur.

 

*      İtalya'nın coğrafi konumu nedeniyle Akdeniz uygarlığına ve İslam dünyasına yakınlığı,

 

*      Katolik mezhebinin merkezinin İtalya’da olması ve zengin kilisenin sanatçıları koruması.


Rönesans hareketleri önce İtalya'da başlamış, daha sonraki dönemde Fransa, Almanya, ingiltere, Hollanda ve İspanya'da görülmüştür.

 *      Rönesans’ın Avrupa dışında yayılmasında; İtalya’nın dini ve kültürel merkez olması ve İtalya ile diğer Avrupa ülkeleri arasında yapılan savaşlar (1494 – 1559) etkili olmuştur.

 

 

 

Rönesans'ın Sonuçları

*      Skolastik düşünce etkisini yitirerek yerini hümanizma ve pozitif bilimlere bıraktı.

 

*      Bilim ve sanatta önemli gelişmeler başladı, ölümsüz eserler meydana getirildi.

 

*      Düşünen, araştıran insan tipi ortaya çıktı. Bu da Reform hareketlerine zemin hazırladı.

 

*      Toplumda, edebiyattan ve sanattan zevk alan ve bunlarla uğraşan sınıf (Mesenier) ile sanata ilgi duymasına rağmen sanatla uğraşamayan fakir sınıf belirgin olarak birbirinden ayrıldı.

 

*      İhtiyarlamış Avrupa, Rönesans'ın makyajı ile güzelleşmiş ve daha cazip hale gelmiştir.

 

*      Coğrafi keşifler sonunda oluşan sermaye birikimi, Rönesans sonunda bilim ve teknik gelişmelerle birleşip ileriki dönemde Sanayi İnkılabı'nın meydana gelmesinde temel etken olmuştur.

 

*      Bu döneme kadar bilim, sanat ve medeniyet alanlarında İslâm ülkeleri öncülük yaparken, Rönesans hareketleriyle Avrupa ülkeleri öne çıkmıştır.

*      Rönesans ve Reform hareketleri Avrupa’da gelişmeyi önleyen engellerin kalkmasını sağlamıştır.

 

 

RESSAMLAR:

 

GİOTTO (1266 – 1337): Avrupa’da Rönesans devri resminin ilk temsilcisi Bondrone Di Giotto’dur. Resimlerinde insanın ruh ve duygu dünyasının aktarıldığı hikayeci bir yön vardır.Bunu yüz ifadelerinde, hareketlerde ve küçük basit detaylarda ortaya koymuştur.

Mimar da olan Giotto, bazı resimlerini bir kesit içerisinde vermiştir.

Resim sanatını Orta çağ geleneğinin etkilerinden kurtarıp yeni temeller üzerine kuran Gitto, bu sanatın yeni bir yönde gelişmesini sağlar.

Önemli eserleri: Altın Kapı Altında Buluşma, İokim’in Rüyası

 

 

LEONARDO DA VİNCİ (1452 – 1519): Resim sanatına getirdiği esaslarda XVI. yüzyıla hakim olmuş İtalyan sanatçısı, filozofu ve bilim adamıdır. Sanat ve bilimin hemen her dalında çalışmalar yapmış, çeşitli icatlarda bulunmuştur.Ancak tasarladıklarının tümünü gerçekleştirmeyen sanatçının bu çok yönlü kişiliğine bugüne kadar gelen belgeler, notlar ve taslaklar tanıklık etmektedir.

Leonardo da Vinci, büyük ışık ustasıdır.1550’li yıllardan sonra çalışmalarına ışık-gölge ve yüz ifadelerine yoğunlaştırır.

Leonardo, kendisinden sonra uzun zaman taklit edilip tekrarlanmıştır.Sanat ilişkin bıraktığı notlar, onun izinden gidenler için büyük kolaylıklar sağlamıştır. Onun tesirinde kalmakla birlikte, kendi bağımsız kişilini kazananlar da olmuştur.

Önemli eserleri: Son Akşam Yemeği, Mona Lisa

 

ALBRECHT DÜRER (1471 – 1528): Geleneksel alman sanatında biçimlendirme arzusu öznelliğe, ifadeye ve dini coşkulara yönelik. Bu anlayış içerisinde, resimlerde özel genele ve detaylara bütüne tercih edilmiştir.XVI.yüzyıl başlarında Almanya’da Reform hareketi doğmuş, bu hareketi doğmuş, bu hareketle birlikte Rönesanssın etkileri görülmeye başlamıştır.

Nürnberg’de yetişen Albrecht Dürer, Alman Rönesans’ının en büyük sanatçılarından biridir. İtalyan Resmini tanımış, ancak kendine özgü niteliklerini sürekli olarak korumuştur.

            Önemli eserleri: Melankoli, Dört Kutsal Kitap Yazarı

 

 

MİMARLAR:

 

ALBERTİ (1404 – 1472): İtalyan hümanist, yazarı ve sanatçısı.Floransalı varlıklı bir aileden yetişti, çeşitli alanlara yönelik merakıyla bilimsel çalışmalar yaptı.Heykelcilik ve mimari üzerine çalıştı, böylece Rönesans Çağı’nın ülküsel örneklerinden biri sayıldı, birçok alanda seçkin başarılara ulaştı. Alberti ilkçağ yapı sanatının özelliklerini gününün gereksinimlerine göre bir bileşime kavuşturarak bazı anıt, tapınak ve sarayların planlarının yaptı, kurumsal olarak niteliklerini saptadı.

Önemli eserleri: Saint Andre Kilisesi, Rucellai Sarayı

 

BRUNELLESCHİ (1377 – 1446): İtalyan mimar, heykelci ve ressam. Tıp ve teknik konularında öğrenim gördükten sonra kuyumcu çıraklığı yaptı. Roma’ya yaptığı bir gezi sırasında ilkçağ kalıntılarını inceleme fırsatı buldu. Heykel mimarlık alanında bulundu.İlk olarak 1420’de, ortaçağ geometrisinin yerine modüler bir çizim önerdiği ospedale degli İnnocenti revağında Roma düzenlerini uyguladı. Hızla artan ünüyle birlikte birçok saray ve kale siparişi alan Brunelleschi, aralarında Michelozzo ve Alberti gibi sanatçıların da bulunduğu bir çok öğrenci yetiştirerek, Rönesans’ı başlatma görevini başarıyla tamamladı

Önemli eserleri: Santa Spirito Kilisesi, Yetim Yurdu

 

 

HEYKELTIRAŞLAR:

 

GHİBERTİ (1378 – 1455): Floransalı heykelci, kuyumcu ve mimardır.Girdiği bir yarışmada yaptığı İshak’ın Kurban Edilişini konu edinen kabartmayla adını duyurmuştur. Bunun üzerine Floransa vaftizhanesinin ikinci tunç kapısını yapmakla görevlendirildi. Daha sonra vaftizhanenin üçüncü kapısının yapımına girmiştir. Sanatçının daha çok tunç heykelleri ve kabartmaları bulunmaktadır. Eserlerindeki üslubu, gerçekçiliği ve insan figürlerinde vücut anatomisine gösterdiği özenle, kendisinden sonra gelenleri de etkilemiştir.

   Önemli eserleri: İshak’ın Kurban Edilişi, Yakup ve Esav’ın Öyküsü

 

 DONATELLO (1386 – 1466): Rönesans’ın en büyük heykeltıraşı olan Donatello, Floransa Vaftizhanesi’nin kapısının yapımında Ghiberti’ye yardım etmiştir. Daha sonra floransa Katedrali’nin süslenmesinde görev aldı. Bu yapımın cephesi, dış duvarları ve çan kulesi için gerçekleştirdiği mermer boy heykelleri gençlik döneminin en önemli eserleridir.  

Önemli eserleri: Şarkıcılar kürsüsü, Gattamelata Anıtı.

 

 

 

REFORM

 

XVI. yüzyıl Avrupa’sında bozulmuş Hristiyanlık dininin Katolik kilisesinde olan dindeki yenilenme hareketine “Reform” denir. Önce  Almanya’dan başlamış sonra tüm Avrupa’ya yayılmıştır.

 

Reform’un Doğuşu

 

Reform düşüncesi önce Almanya’da Martin Luther  tarafından ortaya atıldı. Luther’in görüşlerinin yayılmasıyla Protestanlık mezhebi doğdu.Protestanlar ve Katolikler arasında mücadeleler Ogsburg Antlaşması ile sona erdi (1555).Buna göre;

Protestanlık mezhebi ve kilisesi kesin olarak kabul edilmiştir. Alman prensleri istedikleri mezhebi seçme ve kendi topluluklarına kabul ettirme konusunda serbest oldular. Presler kendi ülkelerinde din işlerinin mutlak hakimi haline geldiler. Prenslerin mezheplerini kabul etmeyen Almanların başka yerlere göç etmesine izin verildi.

Fransa’da Reform hareketlerinin öncülüğünü Luther’in fikirlerini benimseyen Kalven İngiltere’de Kral VIII. Henri yapmıştır. Kalvin’in kul ile Allah arasına din adamlarının girmesinin ve azizlerin resim ve heykellerine tapılmasının doğru olmadığını açıklaması aydınlar arasında fikirlerinin yayılmasına neden olmuştur.


Almanya 'da :


Reform hareketlerinin önderi, bir ilahiyat ( Teoloji ) Profesörü olan, " Martin Luther " dir.

 

*      Luther, 1517 ' de Wittenberg Kilisesinin kapısına astığı 95 maddelik bir bildiri ile Endüljans satışlarına itiraz etti. Luter bildirisinde " Tanrı ile kul arasına kimse giremez. Tanrı kullarının günahlarını ancak kendisi bağışlar" " Öbür dünyada selamete ermek için imanın yeteceğini, Hristiyanların Endüljans alarak günahlardan kurtulamayacaklarını " söylemiştir. Bunun üzerine Papa X. Leon , Luter' i Aforoz etmiş, Luter' de Wittenberg ' de halkın gözü önünde , Aforoznameyi yakarak, Papa ile bağlarını koparmıştır. Papa'nın, Alman İmparatoru Şarlken' den Luter'i cezalandırma isteği ile toplanan Worms şehrindeki diyet meclisi, Luter'i ölüme mahkum etmiş ve yakılmasına karar vermiştir. Ancak dostlarından, Saksonya Elektörü Akıllı Frederik, Luter'i kaçırtarak kendi malikanesinde saklamıştır. Luter bir yıllık süre içinde İncil'i Almanca'ya çevirmiştir.

 

*      Luther'in düşüncelerinde " Kilise'yi düzeltmek için, onun elindeki bütün servetini almak lazımdır.Kilise ancak o zaman kendisine düşen görevleri yapar" vardı. Bu düşünceyi kendi çıkarları için uygun bulan , köylü-şövalye ve prensler, kilisenin Almanya'daki topraklarına saldırdılar. Şarlken, Diyet meclisiyle önce başka yerlere yayılmaması koşuluyla , Lutherciliği kabul etmiş( 1529 ), bunun üzerine bu karara uymayıp onunla mücadele edilmesi üzerine ( bu kararların protesto edilmesi üzerine Lutherci'lere Protestan denilmiştir.) Ogsburg Antlaşmasıyla ( 1555 ), Luterciliği ( Protestanlık ) resmen kabul etmiştir.

Ogsburg Antlaşması ( 1555 ) ( Alman İmparatoru - Protestan Prensler ) :
1. Protestan mezhebi ve kilisesi resmen tanındı.
2. Alman prensleri, istedikleri mezhebi seçmekte ve seçtikleri mezhebi kendi uyruklarına da kabul ettirmekte serbest oldular
3. Prensler kendi ülkeleri içindeki din işlerinin mutlak amiri oldular.
4. Prenslerin mezheplerini kabul etmek istemeyen Almanlar, başka yerlere göç edebilecekti.


Fransa 'da

 

*      Kalven adlı bir Fransız, Luter'e benzeyen görüşlerini, Fransa ve İsviçre'de yaymaya başladı. ( Fransa' da Protestanlık resmen yasaklanmış olduğu için etkili olamamış, İsviçre'ye geçmek zorunda kalmıştır )

*      Kral IV.Hanri zamanında Nant Fermanı ile ( 1598 ), Kalvenist ve Protestanlara mezhep özgürlüğü tanındı.


İngiltere' de :

 

*      Kral VIII. Hanri, eşinden boşanıp sevdiği kızla evlilik yapmasına izin vermeyen Papa'dan ayrılmış, Kalvenizm ve Katolikliğin birleşmesinden oluşan "Anglikanizm" mezhebi ve kilisesini kurmuştur.

*      Kraliçe I. Elizabet zamanında ( 1588 - 1603 ) Anglikanizm resmi mezhep olarak tanınmıştır.


İskoçya ' da :

*      Reform hareketleri halk tarafından gerçekleştirildi.

*      İskoçya'da din işleri halk tarafından seçilen "Presbiteri" denilen meclis tarafından yapıldığından, İskoçya'daki Kalvenizm Presbiteriyen olarak adlandırılmıştır.

Diğer: İsveç ,Norveç, Danimarkalılar "Protestanlık" mezhebini kabul ettiler.

 

Reform Nedenleri

 

*      Ortaçağ’dan itibaren bozulmaya başlayan Katolik Kilisesi’nin Yeniçağ’da asli görevlerinden uzaklaşmış olması.

 

*      Katolik inancına göre Papa ve din adamlarının para karşılığında Hıristiyanların günahlarını bağışlaması ve Endülijans kağıdının yaygınlaşması.

 

*      Rönesans hareketlerinin etkisiyle bilinçlenen halkın hurafeler ve dogmatik düşüncelerden uzaklaşması.

 

*      Matbaanın yaygınlaşması sonucunda fikirlerin kısa süre için yaygınlaşması.

 

*      Kilisenin haksız olarak ele geçirdiği mallara halkın sahip olmak istemesi.

 

*      Reform hareketlerinin ilk defa başladığı Almanya’da siyasal birliğin olmaması ve Almanya’daki prenslerin dinde yenilik isteyenleri desteklemesi.

 

 

 

    Reform’un Sonuçları

 

*      Avrupa’da yeni mezheplerin ortaya çıktı. Almanya’da Protestanlık, Fransa’da Kalvenizm, İskoçya’da Presbiteriyen, İngiltere’de Anglikanizm mezhepleri yayılmıştır.

 

*      Avrupa’da mezhep birliği bozulmuştur.

 

*      Papanın etkisi azalmış, Katolik Kilisesi kendini ıslah etmiştir.

 

*      Katolik kalan ülkelerde yeni mezheplerle mücadele etmek amacıyla Engizisyon Mahkemeleri kurulmuştur.

 

*      Protestan krallar ve prensler din işlerinin mutlak hakimi olmuştur.

 

*      Protestan memleketlerinde eğitim ve öğretim kiliseden alınmış, böylece kilise dışında laik eğitim kurumları ortaya çıkmıştır.

 

*      Kilise malları yağmalanarak güçlü prenslikler kurulmuştur.

 

*      Reform hareketleri Avrupa’yı siyasi yönden zarara uğratmıştır. Şarlken’in Osmanlı Devleti üzerine yapmayı planladığı Haçlı Seferi bölünmelerden dolayı gerçekleşmemiştir.Mezhep savaşları Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da ilerlemesini kolaylaştırmıştır.

 

*      Rönesans ve Reform hareketleri Avrupa’da gelişmeyi önleyen engellerin kalkmasını sağlamıştır.

 

Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan Gayrimüslimlerin büyük çoğunluğu Hristiyan’dı. Osmanlı Devleti bunlara inanç ve din konularında serbestlik tanıyarak geniş haklar verdi. Osmanlı ülkesinde dini bakımdan bağımsız olan Hristiyan toplumu Avrupa’daki mezhep kavgalarından etkilenmedi.Bunda Osmanlı Devleti’nin Hristiyan halkı kilisenin suiistimallerine karşı koruması etkili olmuştur.

 

Web Stats

otel emlak inşaat tekstil

 

eXTReMe Tracker
 

www.baltictop.com - Free Counter and web stats